KUMRUM

GERCEK TÜRKLERIN YENI ADRESI
 
AnasayfaAnasayfa  GaleriGaleri  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 İSTİKLAL MARŞIMIZ NE ANLATIYOR ...

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
KUMRUM
KUMRUM YÖNETIM
KUMRUM YÖNETIM


Kadın
Mesaj Sayısı : 9909
Yaş : 45
Metin Alanı : NE MUTLU TÜRKÜM DIYENE

Ruh haliniz :

MADALYA :
Reputation : 13
Points : 10802

Kayıt tarihi : 29/08/08

MesajKonu: İSTİKLAL MARŞIMIZ NE ANLATIYOR ...   Ptsi Ara. 08, 2008 1:26 pm

İSTİKLAL MARŞI ve AÇIKLAMASI



Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimi n yıldızıdır, parlayaca k;
O benimdir, o benim milletimi ndir ancak.

Şair birinci dörtlükte şafaklarda dalgalana n kırmızı sancağın asla inmeyeceğini söylüyor ve Türk milletine bu inancını, “korkma!” diyerek belirtiyo r. 1. dizedeki “yüzen” kelimesi “dalgalana n” karşılığında kullanılmıştır. Şair, bayrağın, yurdumuzu n üstünde tüten en son ocağın söndüğü ana kadar dalgalanışına devam edeceğini söylerken, Türk milletini n son ferdine kadar bayrağını ve onun ifade ettiği değerleri yaşatacağını dile getiriyor . Son vatan evladı kalana kadar hürriyet mücadelesi devam edecektir . Halk arasında şöyle bir inanç vardır: Yaşayan her varlığın gökte bir yıldızı bulunmakt adır. O canlı öldüğünde gökteki yıldızı da söner, kayıp gider. Türk milletini n yıldızı ise bayrağında bulunan yıldızdır. Şairimiz, milletimi ze ait o yıldızın asla gökten inmeyeceğini, daima parlayacağını ifade etmiş. Türk milleti, yaşamaya devam edecektir . Ona ait yıldız gökte baki kalırken, sönük, silik olmayacak tır; parlayara k, temsil ettiği değerlerin yüceliğini haykıracaktır.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...
Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimi n istiklal!



2. dörtlükte bayrak, nazlı bir hilale benzetilm iştir. Göklerde nazlı bir güzel gibi salınmaktadır. Ancak, bayrak Türk milletine kızgındır; kaşlarını çatmıştır. Çünkü büyük bir milletin bayrağı olarak bağımsızlığı istemekte dir. İstiklal Marşı’nın yazıldığı dönem göz önüne alındığında, bayrağa yüklenen bu ruh hali anlaşılabilir. İstiklal bir an önce kazanılmalıdır ve ay yıldız göklerde özgürce dalgalanm alıdır. Hilalin çatılmış bir kaşa benzetilm esi, aynı zamanda şekilsel bir ilişkiyi de düşündürür. Yıldız göz olarak kabul edilirse, hilal de onun üzerinde çatılmış bir kaşı andırır. Ayrıca “hilal” kelimesi ile ad aktarması yapılmıştır. Hilal, bayrağın bir parçasıdır. Parça söylenerek, o parçanın ait olduğu bütün kast edilmiştir. Şair, bayrağından milletine kızmamasını istiyor. Yoksa onun uğruna dökülen kanların kendisine helal olmayacağını söylüyor. Bayrağın rengi şehitlerin kanlarından gelmekted ir. Hatta kan üzerine düşen ay ve yıldız imgesinin kaynağı “Dandanaka n Savaşı (1040)”na kadar Yasak Kelime Kullandınızürülür. Son dizede şair, bağımsızlığın Türk milletini n tabii bir hakkı olduğunu söylüyor. Türkler, tarihin eski çağlarından beri özgür yaşYasak Kelime Kullandınızışlar, asla başka milletler in egemenliği altına girmemişlerdir. Kurtuluş Savaşı’nın sürdüğü tarihlerd e Türklüğün son kalesi olan Anadolu coğrafyası tehdit altındadır. Şair, içinde bulunulan kötü şartlara rağmen, bağımsızlık adına verilen mücadelenin başarıya ulaşacağından, her Türk evladı gibi, emindir.


Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.


Şair, 3. Dörtlükte ezelden beri bağımsız yaşYasak Kelime Kullandınızış bir milletin ferdi olduğunu vurguluyo r. “Ben” zamiri etrafında Türk milletini n tarihi seyri içinde yaşYasak Kelime Kullandınızış ve yaşamakta olan bütün fertlerin in duyguları dile getirilme ktedir. Tarihin en eski zamanlarından beri özgür yaşamayı başarabilmiş ve bunu bir karakter özelliği haline getirmiş bir milletin bağımsızlığına ancak çıldırmış olanlar göz dikebilir . Şairin hürriyet aşkını elinden almaya, onu zincire vurmaya kalkanlar, akıl dışı bir işin peşinde koşmaktadırlar. Bağımsız yaşamayı bir karakter haline getiren Türk milleti, özgürlüğünü elinden almak isteyenle re karşı kükremiş bir sel gibidir. Karşısına çıkan setler aşılmaz gibi görünse de onları ezip geçer. Özgürlüğün verdiği coşkunluk öylesine şiddetlidir ki, bu coşkunluk dağları yırtar, enginlere sığmaz.


Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?


Şair, 4. Dörtlükte bağımsızlık için mücadele veren milletine seslenmek tedir. Batı ufuklarından gelen amansız saldırı her ne kadar teknik açıdan üstünse de; üstün silahlara karşı şairin elinde inanç dolu insanların imanları kadar sağlam sınırları vardır. Bu sınırlar, canlarını idealleri uğruna hiç düşünmeyerek feda edenler tarafından korunmakt adır. Bir yanda inançlı insanlar, diğer yanda ise çelik kadar güçlü ancak bir o kadar da soğuk bir duvar... Zafere olan inanç asla mücadeleyi bırakmaz ve sonunda istediğini elde eder. Nitekim “Milli Mücadele”mizde böyle olmuştur. Dörtlükte “medeniyet”, tek dişi kalmış bir canavara benzetilm iştir. Elinde teknik üstünlük barındıran ancak ruhtan mahrum olan bu canavar, şairin ve onun gibi bağımsızlığı için mücadele veren insanların cesaretin i kıramamalıdır. Medeniyet maskesi altındaki canavar, ulurcasına haykırıp gözdağı vermeye çalışmaktadır. Ancak şair, bu ulumanın bağımsızlığa inanmış milletini yıldırmayacağından son derece emindir. Çünkü gerçekte bu canavar korkutaca k bir güce bile sahip değildir. Kalan tek dişiyle, koparamay acağı bir lokmaya göz dikmiştir ki bu lokma Türk milletini n egemenliğidir.


Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.


Şair 5. Dörtlükte bağımsızlık için savaşan vatan evlatlarına sesleniyo r. Onlardan, ne pahasına olursa olsun alçakların kutsal olan vatan topraklarına girmeleri ne engel olmalarını istiyor. Türk topraklarına yapılan haksız ve edepsiz saldırının durması için, onlardan gerekirse gövdelerini siper etmelerin i istiyor. Böyle yaptıkları taktirde Tanrı’nın onlara vaat ettiği özgür günler gelecekti r. Hatta zafere o kadar yaklaşılmıştır ki vaat edilen bu günler gelmek üzeredir. Bağımsızlık adına verilen mücadele başarıya yaklaşmıştır. Burada İstiklal Marşı’nın yazıldığı dönemde milli mücadelenin hala devam ettiğini ve cephede savaşın hala sürdüğünü göz önünde bulundurm ak gerekir.


Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı:
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.


Şair bu dörtlükte bağımsızlık için mücadele veren vatan evlatlarına seslenmey e devam ediyor. Onların, uğruna canlarını feda ettikleri toprakların kutsallığından bahsediyo r. Bu toprakları vatan haline getiren şehitlerin emanetine zeval getirmeme lerini istiyor. Hiçbir toprak parçası, uğruna kan dökülmeden “vatan” haline gelemez. Türkler de üzerinde yaşadıkları topraklar için çok kan akıtmış, çok can vermişlerdir. Öyle ki her karış toprağın mayasına şehit kanı karışmıştır. İstiklal Marşı’nın yazıldığı milli mücadele döneminde bağımsızlık için savaşanlar, kimi zaman kefensiz ve isimsizce gömülen şehitlerin torunlarıdır. Atalarının emanetini dünyayı verseler değiştirmemelidirler. Ne olursa olsun vatan topraklarına düşman ayağı bastırılmamalıdır.


Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.


Şair 7. dörtlükte seslenişine devam ediyor. Bu vatan cennet kadar güzeldir. Onun uğruna can feda etmek kadar doğal bir şey olamaz. Her karışı şehit kanlarıyla sulanmıştır; şair bu durumu heyecanın doğurduğu bir mübalağa ile “toprağı sıksan şehitler fışkıracak” diyerek dile getirmiş. Şair son iki dizede Tanrı’ya yalvarıyor. Her şeyini kaybetse de vatanından asla vazgeçemeyeceğini söylüyor. Şair, Tanrı’dan canını, sevdiğini ve bütün varlığını almasını; ancak kendisini vatanından ayırmamasını istiyor. Her sevgiden üstün tuttuğu vatan sevgisini bu şekilde dile getiriyor . Eskiler, vatan sevgisini n imandan geldiğini söylemişler, vatan olarak kabul edilen toprakların kutsallığından şüphe duymamışlardır.


Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şehadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.


8. dörtlükte, Tanrı’ya yalvarış devam ediyor. Şairin Tanrı’dan tek bir isteği vardır. İbadet edilen yerlere, yabancıların elleri değmemelidir. Türkler, Anadolu coğrafyasında yaşadıkları bin sene zarfında dinlerini n gereği olarak mabetler inşa etmişler, birlik ve beraberli klerini uzun müddet bu ibadethan elerde pekiştirmişlerdir. Türk milleti, bağımsızlık mücadelesini bir başka medeniyet dairesine mensup devletler e karşı yürütürken birlik ve beraberliği temsil etmesi amacıyla şairimizin, dini motifleri ön plana çıkarması doğaldır. Çünkü, bağımsızlık adına yapılan savaşların, manevi bir temeli de vardır. Bu sebeple, asırlarca mabetlerd e okunan ve dinin temeli olan “ezan” motifi ön plana çıkarılmış ve ezan seslerini n sonsuza kadar yurdun üstünde inlemesi temenni edilmiş.


O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerihamda n, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.



Şair, 9. Dörtlükte, ettiği duaların kabul olarak milletini n bağımsızlığa ulaştığı anda nasıl mutlu olacağını bir şehidin ağzından dile getiriyor: Eğer mezarının baş ucunda bir mezar taşı olursa, bu taş bile onun minnetini n bir ifadesi olarak secdeye varacaktır. Şair, burada savaş meydanlarında ölenlerin, kimi zaman isimsiz, mezar taşsız, törensiz ve sessiz sedasız toprağa verildikl erine dikkati çekiyor. Aynı coşkunluğun bir neticesi olarak şehit, yaralarından kanlara boşalmak suretiyle manevi bir şeklide arşa kadar yükselecektir. Halk inancına göre, göğün en yüksek ve en kutsal yeri “arş” adı verilen manevi katmandır. Burada şair, bağımsızlık için can verenleri n sabırsızlıkla, amaçladıkları sonucu bekledikl erini belirtmek istemiş. Verilen mücadele, başarıyla sonuçlandığı zaman şehitler boşuna ölmüş olmayacak lardır.


Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşYasak Kelime Kullandınızış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimi n istiklal!


Son beş dizede şair, tekrar, bayrağına sesleniyo r. Bayrak tıpkı kırmızı şafaklar gibi dalgalanm alıdır. Onun uğruna dökülen kanlar heba olmamalıdır, verilen canlar boşa çıkmamalıdır. O, kırmızı ve engin şafaklarda milletini n özgürlük sembolü olarak dalgalandığında şehit kanları kendisine helal olacaktır. Şairin bayrağı ve milleti sonsuza kadar çöküş, yıkılış yaşamayacaktır. Çünkü hürriyet, ezelden beri hür yaşYasak Kelime Kullandınızış bir bayrağın en doğal hakkıdır. Aynı şekilde, Hakk’a tapan Türk milleti de bağımsızlığı tabii bir hak olarak yaşamalıdır. İnanmak ve inancını yaşamak da özgür olmayı gerektiri r

_________________



Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
İSTİKLAL MARŞIMIZ NE ANLATIYOR ...
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Ebru Gündeş'in An An Beyin Kanaması
» psd nedir nasıl kullanılır? psd hakkında soru cevap?

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
KUMRUM :: KUMRUM TÜRK DÜNYASI VE DINIMIZ :: TÜRK TARiHi-
Buraya geçin: