KUMRUM

GERCEK TÜRKLERIN YENI ADRESI
 
AnasayfaAnasayfa  GaleriGaleri  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 İşte Osmanlı'nın Açe Fermanı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
KUMRUM
KUMRUM YÖNETIM
KUMRUM YÖNETIM


Kadın
Mesaj Sayısı : 9909
Yaş : 45
Metin Alanı : NE MUTLU TÜRKÜM DIYENE

Ruh haliniz :

MADALYA :
Reputation : 13
Points : 10802

Kayıt tarihi : 29/08/08

MesajKonu: İşte Osmanlı'nın Açe Fermanı   C.tesi Kas. 07, 2009 3:31 pm


Adalar ülkesi olan Endonezya'daki Sumatra Adası'nın kuzeydoğusunda bulunan Açe Sultanlığı (Aceh), bölgede ticari ve ekonomik yönden kuvvetli bir nüfuza sahipti ve baharat ticaretinin önemli bir kısmını elinde bulunduruyordu. Seylan ve Kalküta’da ise müslümanlık hızla yayılıyordu. Portekizliler dini gaye ve ticari sömürü aracı olarak Hindistan çevresi ile Sumatra’da bulunan Açe sahillerini kendilerine yeni hedef olarak seçtiler. Portekiz donanmasının başındaki Albuquerque'nin 1512 yılında Portekiz Kralı’yla yaptığı yazışmalar haçlı düşüncesinin bütünüyle bu seferlerde etkin rol oynadığını göstermektedir. Portekiz kuvvetlerine karşı büyük zorluklar ve güçlükler içinde direniş gösteren Açe Sultanı Alâeddin ise Osmanlı Padişahı'na acil yardım çağrısının iletildiği bir mektup gönderdi.
Sultan Alâeddin’in mektubu İstanbul’a ulaştığı sırada Zigetvâr'ın Fethi'nden dönmekte olan Kanûnî Sultan Süleyman’ın dönüş yolunda vefât ettiği haberi ulaştı. Yerine Sultan II. Selim tahta geçtikten sonra ise Açe Sultânı’na bir "Nâme-i Şerîf" göndererek bölgeye her türlü yardımın yapılacağını açıkladı. Mektubun son satırlarında Açe Sultânı’na; Hint sâhillerindeki "Memâlik-i İslâmiyye"ye saldıran "A’dâ-yı Dîn-i Mübîn"e karşı Osmanlı askerlerinin "Ol Cânibe Dâimâ" gönderileceği ifâde etmekteydi.
İşte Osmanlı'nın Açe Fermanı
"Açe Sultanı Alaattin Şah'a bildiririm ki; Veziriniz Hüseyin vasıtasıyla göndermiş olduğunuz mektubunuz sultanların sığınağı olan yüce makamımıza ulaşmıştır. Mektubunuzda gece gündüz o taraflardaki inançsızlara karşı savaştığınızı, düşmanlara karşı yalnız kaldığınızı ve her taraftan saldırıya uğradığınızı belirterek savaşmak için malzeme ve tecrübeli asker istemektesiniz. O bölgede yirmi dört bin ada olup inançsızların bu adaları ele geçirdiklerini, buralarda yaşayan Müslüman halkın ve sultanlarının senin ülkene sığındıklarını ve bu adaların dördünden Mekke'ye hac ve ticaret için hareket eden gemileri inançsızların yağmaladıklarını, ülkeniz yakınlarında bulunan Seylan ve Kalküta hakimlerinin de daima sizinle savaşmakta olduklarını, daha önce gönderilen elçimiz Lütfi'ye yüce makamımıza bağlılık yemini ettiğinizi, Osmanlı Donanması gelecek olursa Allah'ın yardımıyla düşmanların hezimete uğratılarak adaların tekrar ele geçirileceğini belirtmişsiniz. Ayrıca çeşitli top ve gemi talebinde bulanarak Açe elçisinin at, silah ve bakır aldıktan sonra ülkesine dönüşünde zorluk çıkarılmaması için Mısır ve Yemen Beylerbeyleri ile Cidde ve Aden Beylerine emir verilmesini reca ederek, kale inşası ve kadırga yapımı için mimar istemişsiniz. Mektubunuz makamımıza arz edildiğinde bizim gibi yüce bir padişahın şanına yakışan hareket sizin isteklerinizi kabul etmektir. Ayrıca Müslümanları ve İslam kanunlarını korumak en önemli görevlerdendir. Bundan dolayı Süveyş İskelesi'nden on beş kadırga, iki savaş gemisi ile İstanbul'dan Top Dökücübaşı ile yedi Topçu'nun yanı sıra yeterli sayıda Mısır Askeri görevlendirilerek kaleler için yeteri kadar top, tüfek vesair savaş araç gereci verilmesi emredilmiş ve bu askerlerin başına İskenderiye eski Kaptanı Kurdoğlu Hızır komutan tayin edilmiştir. Komutan ulaştığında gerek ele geçirilmesi gereken kaleler gerekse haklarından gelinmesi gereken inançsızlara karşı gayret göstererek hem kendisi hem de diğer askerler size asla muhalefet etmesinler. Komutana sizin uygun gördüğünüz şekilde hareket etmesi emredilmiştir. Muhalefet eden asker olursa adı geçen komutan vasıtasıyla haklarından gelebilirsiniz. Gönderilen askerlerin bir yıllık ücretleri de ödenmiştir. Sizin yapmanız gereken ise şudur: Siz de dinimiz ve devletimizi ilgilendiren konularda elinizden geleni yapıp inançsızların kalelerini ele geçirmek ve Müslümanlar üzerindeki baskılarını kaldırmak için çabalayarak Allah'ın yardımıyla o bölgeyi inançsızlığın kötülüklerinden kurtarmalısınız. Böylelikle o bölge Müslümanları bizim hükümranlık dönemimizde rahat ve huzur içinde yaşasınlar. İnşallah beklenildiği gibi kaleler ele geçirilip ülkeniz kurtarıldığında gönderilen topçuların dönmelerine izin veriniz. Diğer hususları ise memurumuz Mustafa Çavuş ile bildiriniz. Oradaki Osmanlı Askerleri hakkında ise daha sonra vereceğim emir doğrultusunda hareket edersiniz. Sizin mektubunuz ulaştığı sıralarda rahmetli babamız Sultan Süleyman, Zigetvar Seferi için gitmişti. Allah'ın yardımıyla o kaleyi ve daha pek çok yeri ele geçirdikten sonra vefat edince Osmanlı tahtına ben geçtim. Benim de niyetim inançsızlara karşı savaşmaya devam etmektir. Zira ülkeniz taraflarındaki inançsızların durumları mektubunuzda açıkladığınız gibiymiş. Her durumda kardeşliğin ve yardımseverliğin gerekleri yerine getirilecektir. İnşallah o tarafları ele geçiren din düşmanlarının kötülüklerini ortadan kaldırmak için askerimiz her zaman gönderilecektir. Bölge hakkında devamlı ayrıntılı bilgiler göndereceğiniz umulmaktadır. Gelen elçiniz de elçilik görevini hakkıyla yerine getirip iznimizi alarak geriye gönderilmiştir."
Sultan Selim daha sonra Portekiz'in saldırgan tutumuna son vermesi için Portekiz'e de "Portugâl Krâlı Don-Sebastiyân"a başlığıyla bir mektup gönderdi. Bunun üzerine apar-topar İstanbul’a gönderilen Elçi Nikola II. Selim’e Portekiz Kralı'nın sözde barış mesajlarını uzun uzun anlattı. Elçinin ağzından Portekizliler adına -son kez- barış teminatı alan Sultan Selim bunu Açe ve bölge devletlerine birer mektupla duyurarak bundan böyle Portekiz saldırılarına karşı güvende olduklarını bildirdi.
Fakat aradan uzun bir zaman geçmeden Portekiz gemilerinin Hindistan’dan gelen hacı ve tüccar gemilerine yeniden saldırdıkları haberi ulaştı. Bunun üzerine Osmanlı Sultanı'nın Portekiz Kralı'na yazdığı ve saldırılara son verilmemesi durumunda gerekenin yapılacağının bildirildiği "Nâme’-i Hümâyûn"la Portekiz açıkça tehdit edildi:

"Fi’l-hakîka (gerçekten) oraların sulh-u salâhı (barış ve düzeni) muradınız ise, derya taraflarından hüccâc ve tüccara (hacılara ve tâcirlere) tecavüzden el çeküb, mektûbunuzla i’timâd olunur âdemlerinüz gönderile ki, ol diyârın ahvâl ve intizâmına müteferri’ olan umûr (işler) ne ise mukarrer ola! Eğer ol cânibin (tarafın) ihtilâline (işgâline) sâlik olursan, bi-inâyeti’llâhi Te’âlâ bu cânibden muktezî olan (yapılması gereken) umûr ne ise tedârük olunur! Sonra sulh (barış) murâd olunmuştu dimek müfîd olmaz (fayda sağlamaz)! Ziyâde ne demek lâzımdur? (Başka söze gerek var mı?)"

Açeliler'in Osmanlı'dan Öğrenerek Yaptıkları Toplar
Portekiz'in gönderilen "Nâme’-i Hümâyûn" karşısında sessiz kalması üzerine Padişah'ın emriyle Kurdoğlu Hızır Reis komutasında derhâl bir deniz filosu hazırlanarak Açe Sultânı’nın istediği "Bacilîşkâ ve Şabkâ ve Havâ’î Topları" ile Osmanlı Asker ve Mühendisleri bölgeye gönderildi.

Ancak bu sırada Yemen'de isyan çıkması üzerine Sumatra’ya gitmek üzere yola çıkan Donanma'nın derhal Mısır’dan Moha ve Aden kıyılarına doğru yönelmesi ve oradaki isyana müdahale etmesi emredildi. Durum Açe Sultanı'na da bir mektupla bildirildi.
Bir sene sonra Portekiz'in Açe topraklarından püskürtülmesi için 1579 yılında "15 kadırga, iki pâre barça, bir topçubaşı, yedi topçu ve bir bölük asker"le, "Top ve Tüfengler" Açe'ye gönderildi. Açe’ye giden ve Portekizliler'i yenen Osmanlı ordusunun bir kısmı kendilerine tahsis edilen Bitai köyüne yerleşti. Buraya yerleşen Türk askerleri, Açe halkına askeri eğitim vermek amacıyla bir akademi kurdu. Askeri akademide, Açeliler'e top dökmeyi, kale yapmayı ve güçlü gemi yapımını öğreten ve askerlere savaş eğitimi veren Türk askerleri ayrıca Açe ordusunun da kurulmasını sağladı. Türk askerlerinden savaş teknikleri öğrenen Açeliler, uzun süre Portekizliler'e ve ardından Hollandalılar'a karşı mücadele verdiler. Özellikle sonraki yıllarda Sultan İskender Muda’nın Yeniçeri Ocağı’nı örnek alarak kurduğu sağlam ve güçlü ordu sistemi sayesinde, Açeliler uzun yıllar bu topraklarda kalmayı ve düşmanlarını yok etmeyi başardılar.

Bugünkü Açe Bayrağı gibi yine Türk Bayrağına Benzeyen Eski Açe Bayrağı
Osmanlı sultanları, Açe'ye sancak da hediye ettiler. Açe hükümdarları bu sancaklardan yola çıkarak bayraklarını Osmanlı bayraklarına benzetti. Yüzyıllarca Osmanlı'ya bağlılığını koruyan Açe'dehutbeler de yüzyıllarca Osmanlı Sultanları adına okundu. Her yıl 25 bin Endonezyalı, hac vazifesini yerine getirmek için Osmanlı'nın hakimiyetindeki mukaddes beldelere geldi. Uzakdoğu ülkelerine ayrı bir önem veren II. Abdülhamid döneminde ilişkiler daha da yoğunlaştı. Açe halkı, Kırım Savaşı'na giren Osmanlı'ya destek olmak için 10 bin İspanyol Filorini gönderdi.

_________________



Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
İşte Osmanlı'nın Açe Fermanı
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Avrupalı Ressâmların Yapmış Oldukları Osmanlı Tablolar
» Bursa'daki Osmanlı Sarayı'na Ne oldu?
» rumeli
» tarihimizden ibretlik kıssaslar
» Osmanlıca - Türkçe Sözlük (A'dan - Z'ye)

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
KUMRUM :: KUMRUM TÜRK DÜNYASI VE DINIMIZ :: TÜRK TARiHi-
Buraya geçin: